Kobibank önerisi
(Yayın Tarihi
22.03.2010)
İstanbul Ticaret Odası Başkanı Murat Yalçıntaş, ihracatçıya destek veren Eximbank modelinin bir benzeri olarak küçük ve orta boy işletmelere destek verecek KobiBank projesinin artık hayata geçmesini istedi.
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Murat
Yalçıntaş, orta ve küçük işletmelerin yatırımlarında yaygın olarak
kullandığı leasing sisteminin 2008 yılı başında sekteye uğramasıyla
büyük sıkıntı yaşadığını söyledi. AKŞAM gazetesinin Topkapı tesislerine
bir ziyarette bulunan Yalçıntaş, leasing ile mal alan KOBİ’lerin o dönem
aniden yükseltilen KDV oranları nedeniyle büyük sıkıntıya girdiğini
bunu hâlâ atlatamadığını anlattı. Murat Yalçıntaş, “Bazılarının yaptığı
yanlış nedeniyle herkes cazalandırıldı. Leasing sistemi KOBİ’lerin en
kolay finansman sağladığı sistemdir. Bu uygulamının sekteye uğraması
sadece işletmeleri değil, leasing sektörünü de vurdu. Bu sektör üçte 2
küçüldü” dedi. Yalçıntaş, sanayinin kendisini yenilemesi için leasing
sektörünün yeniden canlandırılması gerektiğini anlatarak “Aksi takdirde
Türkiye’nin bu alanda dünyadaki rakiplerine göre geri kalacağını
söyledi.
Halkbank iyi ama yetmez
İTO Başkanı Murat Yalçıntaş, ilk kez kendilerinin gündeme getirdiği
KobiBank projesinin de artık hayata geçmesi gerektiğini şu sözlerle
anlattı: Türkiye ihracatta iyi şeyler yapıyor. Mesala Eximbank,
kredileriyle ihracatçıya destek olan ve çok iyi çalışan bir kurum. Bunun
bir benzeri KOBİ’ler için de kurulabilir. Küçük ve orta ölçekli
işletmelerin ihracatını destekleyecek bir KobiBank’ın kurulması
gerektiğini İTO olarak dile getirdik. Halkbank iyi işler yapan
işletmeleri destekleyen bir banka, özel bankalarımız da KOBİ’lere çok
destek veriyor. Fakat asıl ihtisası KOBİ’ler olan bir KobiBank kurulursa
ve verdiği kredilerle küçük ve orta işletmeleri desteklerse Türkiye’nin
büyümesine büyük katkı sağlar, istihdam yaratacak adımlar atılır. Kredi
Garanti Fonu (KGF) sistemi de pekala bu KobiBank işinin bir parçası
olabilir. Bunu kamunun hayata geçirmesi elbette çok kolay değil ama
gerçekleşirse küçük ve orta işletmeler projelerine büyük teminatlar
bulmadan daha kolay finansman sağlayabilir...
Bizde kriz olmadı ‘küçülme’ yaşandı
2008-2009 yılları dünyada krizin yaşandığı bir dönem olarak tarihe
geçti. Ama Türkiye’de bir kriz yaşanmadı. Bizde yaşanan çok sert bir
‘küçülme’ydi. Çünkü kriz demek finansal piyasaların çökmesi demektir.
Türkiye’de finansal piyasalarda çöküş olmadı tam tersine büyüme yaşandı.
Dünyada mali piyasalar ağır hasar alırken bizde finansal sektör iyi
kârlar yazdı. Türkiye’nin yüzde 6-6.5 küçüldüğü bir dönemde mali
piyasalarımız yüzde 8 büyüme kaydetti. Bu sürecin hemen ertesinde
Türkiye’nin notunun yükselmesi ve IMF anlaşması yapmaması da bir krizin
olmadığının göstergesi.
Her yıl 1 milyon kişiye iş yaratmak kolay değil
TÜRKİYE, en hızlı büyüdüğü dönemlerde bile yüksek nüfusu nedeniyle
işsizlik oranını bir türlü aşağılara çekemedi. 2002-2007 gibi büyümenin
en iyi olduğu dönemde işsizlik çok düşürülemedi. Yüzde 6.5 gibi ortalama
büyümenin istikrarla devam ettiği o yıllarda işsizlik yüzde 10’lar
düzeyindeydi. Dünya genelinde 2008’de kriz yaşanmaya başlanınca bizdeki
işsizlik de maalesef bugün yüzde 14’lere geldi. Bu duruma tepeden
bakınca genç nüfus nedeniyle her yıl 960 bin kişinin istihdam çağına
geldiğini görüyoruz. Bu da her yıl 1 milyon kişiye yeni iş sahası
yaratsanız bile işsizliğin aynı kalacağı anlamına gelir. Bizde 15-65 yaş
arası nüfusun sade yüzde 48’i bir işte çalışıyor. Geriye kalan yüzde
50’den fazla kısmı umutsuzlar oluşturuyor. Bunlar ya artık iş aramıyor
yaü da evde oturuyor. Kadın istihdamında durum daha da kötü. Bu
işsizliği aşağı çekmek için öncelikle nitelikli işgücünü artırmak
gerekli. Evet işsizlik var ama ‘kaynakçı’ arayan işyeri de aradığı
nitelikte eleman bulamamamktan sıkıntılı. Ayrıca Türkiye’nin katma
değeri olan sektörlerde yatırımlarını artırması lazım. Çünkü katma
değeri düşük sektörlerde rakiplerimiz Bangladeş, Çin, Hindistan gibi
ülkeler. Biz bu ülkelerle rekabet edemeyiz çünkü oralarda işçiler boğaz
tokluğuna çalışıyor. Ama eğer katma değeri yüksek sektörlere yönelirsek,
İtalya, isviçre, ABD gibi ülkelerle rekabet edebiliriz.
En basit davalar 1,5-2 yıl sürüyor yargı reformu şart
BİZ İTO olarak siyasi konularda girmesek de son dönemdeki reform
söylemlerinden ‘yargı reformunu’nu destekleriz. Türkiye’nin ekonomik
açıdan ciddi bir yargı reformuna ihtiyacı var. En basit kiracı davası
bile 1,5-2 yıl sürüyor. İş anlaşmalarındaki uyuşmazlıkların 2 yıl
sürdüğü bir yargıyı kim ister. Çünkü iş dünyasında kısacık anlar bile
çok önemliyken yargının altyapısını geliştirmek bugün bir zaruret
olmuştur. Yargının özellikle iş kolunda bir ihtisaslaşmaya gitmesi şart.
Kaynak:Akşam
Facebook Hesabınla Yorumla
|
İlgili Kategoriler
Bakınız
|