Kampanyalı konut satışlarına kanmayın!
(Yayın Tarihi
22.03.2010)
Tüketiciler Derneği (TÜDER) Başkanı Engin Başaran, son aylarda,
kampanyalı konut satışlarından mağduriyet nedeniyle tüketici
şikayetlerinde yoğunluk yaşandığını bildirdi.
Başaran, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
satışlarında düşüş yaşan birçok firmanın, piyasayı canlandırmak amacıyla
cazip seçenekler sunarak kampanyalı konut satışları düzenlediklerini
ifade etti.
Vatandaşın ihtiyaçlarını karşılamak ve güvenli olduğunu düşünerek bu
kampanyalara ilgi gösterdiğini belirten Başaran, ancak derneklerine son
aylarda konut kampanyalarından mağdur olan çok sayıda tüketici
şikayetinin geldiğini söyledi.
Başaran, şikayetlerin ortak özelliğinin, ''devletin kampanyalı konut
satışı yapma izin belgesi verdiği şirket ya da kişileri denetlemedeki
ihmali nedeniyle zarara uğrama'' olarak değerlendirildiğini ifade
ederek, şöyle konuştu:
''Devletin, izin verdiği şirket ya da kişi faaliyetlerinin kampanyalı
satış şartlarına uygun olup olmadığı yönündeki denetim görevini hiç ya
da yeterince yapmaması sebebiyle doğan hizmet kusurundan kaynaklanan
tüketici mağduriyetleri yaşanmaktadır. Bu sürecin sonucunda kampanyalı
satışlarda devlet garantisinin olmaması binlerce konut mağdurunu AİHM'e
taşıyacaktır.''
Kampanyalı satışlarda tüketicinin uğradığı zararların tazmininde
devletin garantisinin 2001'de ''Mevduatlarda devletin garantisinin 50
bin TL ile sınırlanması ile birlikte düzenlenen hükümler'' ile
kaldırıldığını anımsatan Başaran, ''Bunun yerine 4077 sayılı Tüketicinin
Korunması Hakkındaki Kanun ve Kampanyalı Satışlara İlişkin Uygulama
Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik ile teminat, yani 'kampanya izni
verilen şirketlerin sigorta ettirme hali' müessesesi getirilmiştir''
dedi.
-Devletin ''Hizmet Kusuru'' İddiası-
Buna göre, satıcı veya sağlayıcı, mal veya hizmeti teslim veya ifa
edeceği tarihe kadar olan tüketicinin toplam ödemelerinin karşılığını
sigorta ettirmek veya banka teminat mektubu vermek zorunda olduğunu
anlatan Başaran, şunları kaydetti:
''Bu açık hükme rağmen, devlet, kampanya izni verdiği kişi ya da
şirketleri bu şartı yerine getirip getirmediği hususunda yeterince
denetlememiştir. Bu alandaki sigortanın zorunlu hale getirilmesine
ilişkin yasalar da ayrıca yapılmadığından, tüketicilerin zarara
uğramaları halinde tazmin edilecek tutarların sigortadan ödenebilmesi,
kampanya izni verilen kişi ve şirketlerin insafına bırakılmıştır.
Bu durum, idare hukuku açısından 'hizmet kusuru' olarak
nitelendirilmektedir. Devlet tarafından kampanyalı satış izni verilen,
ancak denetlenmeyen kişi ve şirketlerden kampanyalı konut satışı sonucu
mağduru olan binlerce kişi, devlete karşı hizmet kusuru sebebiyle dava
açma hazırlığındadır.''
Başaran, gerek Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun ve ilgili yasal
mevzuatta gerekse yeni tüketici kanunu tasarısında bu hususta devletin
tüketicilerin zararlarını tazmin yükümlülüğüne ilişkin düzenlemelerin
bulunmadığını da ifade etti.
BM tarafından kabul edilen ve evrensel kabul gören, Türkiye'nin de
tarafı olduğu Evrensel Tüketici Hakları Beyannamesi'nde yer alan
''Tüketicilerin zarar görmemeleri, zarar görmeleri halinde ise
uğradıkları zararların tazmin edilmesi gerektiği'' temel ilkesinin,
kampanyalı satışların mağduru olanlar açısından da uygulanmasının doğru
bir yöntem olacağını vurgulayan Başaran, şöyle devam etti:
''Bu bağlamda, yasa yapıcıların ve uygulayıcıların ivedilikle konuyu
gündeme alarak, evrensel beyannamenin temel ilkesi kapsamında adımlar
atması ve mağdur insanların devlete güven duygularının örselenmesine
izin vermemeleri gerekmektedir.''
Facebook Hesabınla Yorumla
|
İlgili Kategoriler
Bakınız
|