Faizler uzun süre düşük seyredebilir
(Yayın Tarihi
01.06.2010)
PPK, küresel belirsizlikler nedeniyle faizlerin bir süre daha mevcut
düzeylerde tutulması gerekibileceğini açıkladı.
Merkez Bankası (MB) Para Politikası Kurulu (PPK),
iç talepteki istikrarlı toparlanmaya rağmen dış talebin henüz yeterince
güç kazanmadığına dikkat çekerek, bu çerçevede küresel ekonomiye ilişkin
belirsizlikler nedeniyle politika faiz oranlarının bir süre daha mevcut
düzeylerde tutulması ve uzun süre düşük düzeylerde seyretmesi
gerekebileceğini teyid etti.
Merkez Bankası, Para Politikası Kurulu'nun 18 Mayıs tarihinde yaptığı
toplantıya ilişkin ''Toplantı Özetini'' yayımladı
Buna göre, iç talep istikrarlı bir artış eğilimi sergiliyor. Dengeleyici
para ve maliye politikası uygulamalarının iç talep üzerindeki etkileri
giderek belirginleşmekte ve iç talebe duyarlı sektörlerde görece daha
güçlü bir faaliyet gözleniyor. Toparlanma sürecinde dayanıksız tüketim
malları ile inşaat sektörü bağlantısı güçlü sektörlerdeki canlanma
dikkat çekmekte.
Bankacılık kesimi tarafından firmalara kullandırılan ticari krediler ile
istihdam verilerinin alt kalemleri incelendiğinde, daha çok iç talebe
yönelik olan hizmet sektöründeki toparlanmanın sanayi sektörüne kıyasla
daha güçlü olduğu görüldü.
Gerek istihdam artışları ile birlikte toplam iş gücü ödemelerindeki
yükselişler gerekse kredi piyasasındaki olumlu gelişmeler özel tüketim
talebindeki toparlanmaya destek veriyor.
Küresel büyüme görünümündeki zayıf seyre paralel olarak toplam talep
yetersizliği ve belirsizliğinin imalat sanayisinde yeni yatırımları
sınırlayacağı ve yatırım talebinin bir müddet daha kriz öncesi dönemlere
kıyasla düşük seviyelerde seyredeceği öngörüldü.
Kurul, uzunca bir süredir uygulanmakta olan dengeleyici para ve maliye
politikalarının iç talep üzerindeki etkilerinin giderek belirginleştiği
değerlendirmesinde bulundu.
Nitekim, son dönemde iç talebe duyarlı sektörlerde istikrarlı üretim
artışları gözlenirken, tüketici güvenindeki ve istihdamdaki iyileşme
sürdü. Tüketim malı ithalatındaki hızlı artış eğilimi ve iç piyasaya
yönelik imalat yapan sektörlerde kapasite kullanımının göreli olarak
daha yüksek seviyelerde seyretmesi bu görünümü destekliyor.
Kredi piyasasındaki gelişmeler de iç talepteki toparlanmanın istikrar
kazandığını teyit eder nitelikte. 2010 yılının başından bu yana kredi
faizlerinin tarihsel olarak düşük seviyelere gerilemesi ve kredi
standartlarının kademeli olarak gevşemesi kredi koşullarının iç
talepteki canlanmaya verdiği desteğin giderek arttığına işaret etti.
Özellikle, küçük ve orta ölçekli işletmelere açılan kredilerin
yılbaşından itibaren toparlanma eğilimine girmesi, kredi koşullarının
normalleşmekte olduğunu gösterdi.
Kurul, bu aşamada toplam talep gelişmelerinin temel enflasyon
göstergeleri üzerinde belirgin bir baskı oluşturmadığı
değerlendirmesinde bulundu.
Temel (çekirdek) fiyat göstergelerinin yıllık artış oranlarında son iki
aydır gözlenen yükselişte geçen yıl dayanıklı tüketim mallarında
uygulanan vergi indirimlerinin etkileri belirleyici oldu. Kurul üyeleri,
vergi etkisinden arındırılmış artışlar esas alındığında enflasyonun ana
eğiliminde yükseliş olmadığına işaret ederek temel enflasyon
göstergelerinin hedefin altında seyretmeye devam edeceğini belirttiler.
Kurul, Mayıs ayında işlenmemiş gıda fiyatlarında belirgin bir düşüş
gözleneceğine ve enflasyonun tek haneli seviyelere gerileyeceğine dikkat
çekti. Diğer bir ifadeyle, önümüzdeki aylarda enflasyon, daha düşük
seviyelerde seyredebilecek. Bunun yanı sıra Kurul üyeleri, et ithalatına
yönelik düzenlemenin olası etkilerini ve petrol fiyatlarındaki
gelişmeleri de göz önüne alarak, 2010 yılsonu için sunulan tahmine
kıyasla gerçekleşmenin yüzde 6,5'lik hedefe daha yakın olabileceği
değerlendirmesinde bulundu.
Bununla birlikte, enflasyon beklentilerinin halen orta vadeli hedeflerin
üzerinde seyretmesi nedeniyle fiyatlama davranışlarının yakından takip
edildiği ifade edildi.
Kurul üyeleri, 2011 yılından itibaren hayata geçirilecek olan mali
kuralın, öngörüldüğü şekilde kararlılıkla uygulanması durumunda, risk
priminin düşmesine katkıda bulunacağı ve kamu borçlanma maliyetini
azaltarak para politikasının etkinliğini destekleyeceği
değerlendirmesinde bulundu.
Facebook Hesabınla Yorumla
|
İlgili Kategoriler
Bakınız
|