Özellikle son on yılda belirgin bir şekilde önümüze çıkan bir ürün kredi kartı. Bu öyle bir belirginlik ki ülkemiz 30 milyonun üzerindeki kredi kartı kullanıcısıyla İngiltere ve İspanyanın ardından üçüncü sırada gelmekte.1 Fakat böylesine büyük bir kredi kartı pazarına sahip olan Türkiye’de malesef faiz oranları Amerika ve Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında hala çok yüksek seviyelerde seyretmekte. Ama neden? İşte bu yazımızda ülkemizdeki yüksek kredi kartı faiz oranlarının nedenlerini araştırmaya çalışacağız.
Türkiye’de kredi kartına geçiş ancak belirli bir ekonomik, politik ve alt yapısal uygunluğa erişildiğinde mümkün olmuştur. Gerçekten de yüksek enflasyon oranları ve ekonomik kriz dönemlerinde faiz oranları, sermaye maliyeti ve borç oranı riski (temerrüt) yüksek olduğundan bu dönemlerde kredi kartı pazarı cılız kalmıştır. Öte yandan bankalar doğal olarak daha az risk taşıyan fakat daha çok faiz getirisi sağlayan kanallar aracılığıyla kredi vermeyi tercih ettikleri için bu dönemde devlet tahvil ve bonolarına ağırlık verdiklerini görüyoruz. Fakat özellikle 2001 yılından sonraki ulusal ve uluslararası gelişmeler ve düşen faiz oranları bankaları alternatif kanallar bulmaya itmiş ve bu durum kredi kartı pazarının canlanmasını sağlamıştır.
Bugünkü noktada Türkiye büyük ve karlı bir kredi kartı pazarına sahiptir. Gerçekten de euro zone’la karşılaştırıldığında Türkiye’de kredi kartı kullanımı ortalama 2,5 kat daha hızlı artarken2 borç oranı 2,5 kat daha azdır.3 Fakat mevcut düzende faiz oranları her ne kadar yıllara göre düşme eğilimi gösterse de yine de diğer ülkelerle karşılaştırıldığında yüksek kalıyor. Bu durumun 3 temel nedenden kaynaklandığını söylemek mümkündür.
Kredi kartları belirli bir dönem için kısa vadeli faizsiz (son ödeme tarihi geçilmediği sürece) borçlanma aracıdır. Her bir kullanıcı kendi vadesini belirleme serbestisine sahiptir. Doğası gereği diğer kredilerle karşılaştırıldığında bankalar için daha risklidir. Bu nedenle faiz oranları diğer tüketici kredilerinden daha yüksektir. Örneğin orta ya da uzun dolayısıyla daha belirgin vadeli bir mortgage kredisini düşük faiz oranıyla sunmak mümkünken daha riskli ve kısa vadeli kredi kartında bu durum pek mümkün olmamıştır. Gerçekten de mortgage, tüketici ya da taşıt kredisi faiz oranlarının Merkez Bankası (M.B) faiz oranlarıyla paralel bir seyir halinde olduğunu söylemek mümkünken kredi kartı faiz oranları için bunu söylemek pek olası değil. M.B Başkanı Durmuş Yılmaz’ın da belirttiği gibi ülkemizde kredi kartı faiz oranları tüketici kredileri faiz oranlarından ortalama 3 kat daha yüksekken A.B.D’de bu fark sadece 1.7 kattır. Fakat bazılarına göre ise bu oranlar her yerde kredi kartı faiz oranlarından yüksektir çünkü riski ve maliyeti daha fazladır.4 Bu noktada M. B. Eski Başkanı Süreyya Serdengeçti’nin açıklamaları bu son görüşle örtüşmektedir: “kredi kartı faizi yüksek olur, alçak olması düşünülemez, (…) kredi kartları bir ödeme aracıdır. Bu nedenle bir kredi enstrümanı veya tüketici kredisi olarak değerlendirilmemelidir”.5
İşte bankalar kredi kartlarının kendileri için taşıdıkları bu yüksek risk özelliğine vurgu yaparlar ve sermaye maliyetlerindeki azalmaları kredi kartı faiz oranlarına yansıtmamayı tercih ederler. Bu da birinci nedenimizi oluşturur. Buna göre, bankalar daha düşük faiz oranları ve daha uzun vadede sendikasyon kredileri sağladıklarında bu durumun bir yansıması olarak orta vadeli tüketici ya da taşıt kredisi faiz oranlarında indirime giderken daha riskli ve kısa vadeli kredi kartı faiz oranlarında bir değişiklik yapmamışlardır. Hatta yakın geçmişte temerrüde düşme bir diğer deyişle kredi kartı borcunu gününde ödeyememe oranı yükseldiğinde kart limitlerinin düşürülmesi yoluna gidilmiş fakat asıl sorun olan faiz oranları konusunda bir adım atılmamıştır. Peki bankaların azalan sermaye maliyetleri karşısında kredi kartı pazarına reaksiyonları ne yönde olmuştur? Bu noktada kart sağlayıcıları (bankalar) faiz indirimi yerine portföylerini genişletme yolunu seçmişlerdir. Kredi kartı faiz oranlarını düşürmemiş fakat daha fazla kullanıcıya ulaşmayı hedeflemişlerdir.6
Kredi kartı faiz oranlarının yüksek olmasının ikinci nedeni ise birinci nedenle bağlantılı olarak bankaların M.B’nin belirlediği en yüksek faiz oranlarına yakın oranları tercih etmeleridir. Bilindiği gibi M.B bankaların uygulayacağı en yüksek faiz oranlarını periyodik olarak yayınlamaktadır. Bu tür bir kredinin kısa vadeli ve daha riskli olma özelliklerine vurgu yapan bankalar ise özellikle gecikme faiz oranlarını M.B’nin belirlediği en yüksek faiz oranını geçmeyecek şekilde en üst noktada tutma eğilimindedirler. Zira kredi kartları ödeme amaçlı değil de, kredi amaçlı kullanıldığı zaman teminatı zayıf bir kredi olduğu için, faiz oranları diğer tüketici kredilerine göre fazla olmakta ve caydırıcı olması için de daha yüksek tutulmaktadır.
Yukarıda açıkladığımız ilk iki neden kredi kartlarının temel özelliklerinden kaynaklanan genel sonuçlardı. Fakat Türkiye özelinde yüksek faiz oranlarının bir diğer nedeni ise ülke içindeki farklı iki grup kart kullanıcısının aldıkları pozisyondan kaynaklanmaktadır. Bu anlamda uzmanlara göre iki grup kredi kartı kullanıcısı bulunmaktadır. Birinci gruptaki kullanıcılar kredi kartı borçlarını son ödeme tarihinden önce öderken, ikinci gruptaki kullanıcılar kredi kartının kredi özelliğini kullanan yani ya kredi kartıyla nakit avans çeken ya da kart borcunu son ödeme tarihinden önce ödeyemeyen kişilerden oluşmaktadır. İşte bu iki grubun kredi kartı pazarındaki dağılımı faiz oranlarında önemli bir etkendir. Şöyle ki, birinci gruptaki kullanıcılar bankalar için karlı müşteriler değillerdir. Zira kart borçlarını temerrüde düşmeden ödedikleri için her hangi bir gecikme faizi ödememekteler. Bir bakıma bankalar bu gruptaki kişilere faizsiz kredi sağlamışlardır (yıllık kart ücretleri göz ardı edildiğinde). Bu anlamda ikinci gruptaki kullanıcılar avans ya da gecikme faizi ödedikleri için bankalara asıl karı getiren kullanıcılardır. İşte bu noktada bankalar aradaki bu boşluğu kapatmak amacıyla birinci grubun faizsiz kullandığı banka kredilerinin yükünü (sermaye, operasyon ve masraf yükü) de ikinci gruba yüklerler ve faiz oranlarını buna göre belirlerler. Bir bakıma ikinci gruptaki kullanıcılar dolaylı yoldan birinci grubu da finanse etmiş olur. Bu durumu bir örnekle açıklayalım: A.B.D’de birinci grup kullanıcılar tüm kart kullanıcılarının ortalama %30 ile 40’ını oluşturur ve dolayısıyla ikinci gruptaki her 2 kullanıcı birinci gruptaki 1 kullanıcıyı finanse eder. Yani ikinci gruptaki her 2 kullanıcının ödediği gecikme faizi ya da nakit avans faizinin içinde birinci gruptaki her 1 kişinin kullandığı faizsiz kredi yükü de vardır. Oysa Türkiye’de birinci gruptaki kullanıcı sayısı %80’lere yaklaştığı için ikinci gruptaki kullanıcıların yükü artmakta bu da faiz oranlarına yansımaktadır. Bu durumda gecikme faizi ya da nakit avans faizi ödeyen her 1 kişi son ödeme tarihinden önce kart borcunu kapatan 4 kişiyi finanse etmektedir. Böyle bir durumda da bankalar faiz oranlarını yüksek tutmuşlardır.7 Neticede bu durum kısır bir döngüye dönüşmüştür: yüksek faiz oranları nedeniyle ikinci gruptaki kullanıcı sayısı azalır ve birinci gruptaki kullanıcı sayısı artarken bu, nihayetinde yine faiz oranlarının yükselmesine neden olmuştur.8
Yukarıdaki açıklamalarımızı özetlemek gerekirse kredi kartlarının doğası gereği daha riskli nitelikte olması nedeniyle bankaların sermaye maliyetlerindeki azalmaları kredi kartı faiz oranlarına yansıtmamaları, bu risklerini minimize etmek için bankaların faiz oranlarını M.B’nin belirlediği azami oranlara yakın bir noktada açıklamaları ve Türkiye’deki farklı iki gruptaki kart kullanıcılarının birbirleri arasındaki ilişkiye göre faiz oranları yüksek seviyelerde seyretmektedir.
Peki yüksek faiz oranlarının düşmesi nasıl mümkün olacak? Bu noktada iki temel aracımızın olduğunu görmekteyiz: yasal düzenlemeler (piyasaya müdahale) ya da bağımsız piyasa mekanizması (rekabet).
M.B Başkan Vekili Erdem Başçı Türkiye'de kredi kartı faizleri ile tüketici kredisi faizleri arasındaki makasın giderek açıldığını ayrıca piyasada, bu son kredi türlerinde rekabetin çalıştığını ve faiz oranlarının düştüğünü gözlemlediklerini belirterek benzer şekilde banka kredi kartı faiz oranlarının rekabet ile düşeceğine inandığını söylemiştir. Başkan Yardımcısı Vekili Rifat Günay da müdahalenin olumlu sonuçlar doğuracağına inanmadığını söylemiş ve eklemiştir: "(…) nereye kadar müdahale edeceksiniz? Uluslararası uygulamalara bakıldığında en doğrusu piyasaya bırakmanız, belli bir marj saptanarak bunun üzerinden belirlemeniz... Tüketici [yüksek] …faizi uygulayan kredi kartını bırakıp rahatlıkla daha düşük kredi kartına gidebilir. Ya da yeni kart alacak kişiler daha düşük kredi kartını alabilir… Bu da rekabete yol açarak faizleri düşürür”.9 Benzer şekilde BDDK başkanı Tevfik Bilgin de bu noktada piyasaya müdahalenin pazar mekanizması içinde uygun bir davranış olmadığını belirtmiş ve tüketicilere “faizi yüksek bankadaki kartı iptal edip faizi düşük bankadan kart talep edebilirsiniz” önerisinde bulunmuştur.10 Açıklamalardan da anlaşılacağı gibi kredi kartı pazarının resmi ayağı sorunun yine piyasa mekanizması içinde (rekabet) çözülmesi gerektiğine inanmakta ve daha fazla müdahaleye soğuk bakmaktadır. Kanımızca bu noktada tüketiciye düşen görev bankaların kart faiz oranlarını sürekli takip etmeleri ve karşılaştırmaları, dolayısıyla rekabetin çalışmasına doğrudan katkı sağlamalarıdır. Kredi kartı faiz oranları için adresimizi ziyaret edebilirsiniz.
|
Ülke
|
Merkez Bankası Yıllık Faiz Oranları (%)
|
Ortalama Kredi Kartı Yıllık Faiz Oranları (%)
|
|
ABD
|
2,00
|
12,47
|
|
İngiltere
|
5,00
|
15,92
|
|
Avustralya
|
19,40
|
10,25
|
|
Polonya
|
17,20
|
5,75
|
|
Meksika
|
34,22
|
7,50
|
|
Yeni Zelanda
|
20,00
|
8,25
|
|
Türkiye
|
15,75
|
70,00
|
Kaynak: Today’s Zaman, 16 Haziran 2008
1. http://www.sabah.com.tr/ozel/bddk874/dosya_876.html
2. http://www.visa.com.tr/medya/istatis/istatis04.html
3. http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=3681216&tarih=2005-12-21
4. http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=35204,10,12
5. http://www.ntvmsnbc.com/news/448946.asp
6. Aysan, Ahmet Faruk and Müslim, Nusret Ahmet. “The Failure of Competition in the Credit Card Market in Turkey: The New Empirical Evidence”, MPRA Paper No. 5483, November 2007.
7. Chakravorti, S. and T. To. “Why Do Merchants Accept Credit Card?”, Federal Reserve Bank of Chicago Research Paper, September 1997, içinde Aysan and Müslim., op.cit. ve http://www.bkm.com.tr/images/basinodasi/06082005_dunya.jpg
8. Aysan and Müslim., op.cit.
9. http://www.milliyet.com.tr/2006/04/02/son/soneko06.asp
10. Today’s Zaman, 16 June 2008.