Kriz Döneminde Kredi Kartları
|
|
Puanlama: Toplam Puanlama Sayısı: 2 Toplam Okuma Sayısı: 1635
|
|
|
İlgili Kategoriler
Bakınız
(Yayın Tarihi
09.02.2009)
Son dönemlerde uzmanlar tarafından finansal piyasalardaki krizin kredi kartı pazarına da sıçrayacağı dile getirilmekte. Kötümser senaryoya göre 2009’un ilk çeyreğinde ödenmeyen kart borcu miktarı tavan yapabilir ve bunun doğal sonucu olarak kredi kartlarında daralma olup kart almak daha zor hale gelebilir. Gerçekten de bir yandan iflas eden firmalar ve artan işsizlik oranları, öte yandan büyüme oranlarındaki yavaşlama ve ihracatta yaşanan gerileme kısacası küçülen bir ekonomi sonucu bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısı geçtiğimiz yıl 150 bini geçmişti. Bu anlamda kredi kartı konusunu irdelemek ayrı bir anlam kazandı. Aşağıda kartlarının tüketici ayağındaki son durumu, bankaların krizde kredi kartlarına yaklaşımları ve kart batağına girmemek için alınması gereken önlemleri inceleyeceğiz.
Kredi Kartı Borçluları Arttı
Rakamlar olayın vahametini anlatmakta gerçekten de etkili: Merkez Bankası verilerine göre geçen yıl kart borçlarını ödeyemeyenlerin sayısı 70 bini aştı. Bu, bir önceki yıla göre %80 bir artış demekti. 2004-2008 yılları arası ülke içindeki kredi kartı sayısı yüzde 109 artarken aynı dönemde temerrüde (90 gün borcunu ödeyememe) düşen kart kullanıcı sayısı yüzde 2500 arttı. Halihazırda ülkemizde 41 milyonun üzerinde kredi kartı var. Fakat bu kartların 25 milyonu borcu nedeniyle sorunlu olma potansiyeline sahip.
Bu göstergelerin yanısıra hayatın içine girdiğimizde resim daha da netleşiyor. Esnaf, işsizlik ve gelecek kaygısı gibi nedenlerle talebin azalmasından yakınırken nakit sıkıntısından dolayı çek ve senetlerini ödemekte zorlanıyor. Esnafın müşterisi olan tüketiciler ise tam da az önce saydığımız nedenlerden dolayı tüketimlerini azaltmış durumda.
İşte krizin etkisi tam da bu noktada kendini gösteriyor. Ödeme güçlüğü olduğu için harcamalarını kısma yoluna giden tüketiciler en nihayetinde zorunlu harcamalarını (gıda, barınma, ısınma vs.) kısamayacakları için bu tür harcamalarını karşılamak adına (nakit sıkıntısı çektikleri ya da işlerini kaybettikleri için) kredi kartlarını kullanıyorlar. Borçları, ödeyemedikleri durumda katlanarak devam ediyor.
Bu aşamada bankalar kendileri açısından 3 temel risk saptadılar:
1) Ödenememe Riski: Kriz, işsizlik ve genel gelir düzeyi baz alındığında bankalar kart sahiplerine gelirlerine bakılmaksınız tahsis ettikleri yüksek limitli kartların ödenememe riskini fark ettiler.
2) Vade Riski: Kriz öncesi rekabet edebilmek adına kullanıcılarına uzun vade seçenekleri sunan bankalar, krizle birlikte uzayan vadelerin ödenememe riskini de beraberinde getireceğini kavradılar.
3) Kredi Kartı Riski: En basit bir tüketici kredisinde dahi kredinin kullandırıldığı takdirde banka açısından taşıyacağı riziko (kredi riski) hesaplanırken, bankalar kredi kartları için böyle bir risk modeli geliştirmediklerini anladılar.
Tüm bunların sonucu bankalar kimi kart sahiplerinin limitlerini düşürmüş, kimi kampanyalarındaki vade opsiyonlarını yeniden gözden geçirmiş ve kredi kartı onay kriterlerini sıkılaştırarak kimi tüketicilere kart tahsis etmemeye başlamıştır. Oysa kriz neticesi (işsizlik ya da işlerinin azalması) nakit sıkıntısı çeken tüketiciler zorunlu giderlerini bugüne kadar kredi kartlarıyla yapıyorlardı. Fakat şimdi bankalar bu yolu sınırladı. Nakit sıkıntısı içindeki kullanıcılar kriz öncesi ve sonrası borçlarını ödeyemedikleri gibi kartlarından da oldular. Bu gelişmelerin ardından Hükümet sicil affından sonra barış projesi kapsamında kredi kartı borçlularına da bir tasarı hazırlama kararı aldı.
Bir Şey Yapılabilir mi?
Kanımızca burada yatan en büyük sorunlardan bir tanesi kriz öncesi alışkanlıklarımızı kriz döneminde de devam ettirmemizdir. Açıkladığımız üzre, zorunlu giderlerini karşılamak adına kartını kullanmaktan başka çaresi olmayan tüketicilere Sicil Affı benzeri bir Af tasarlanabilir. Fakat kredi kartını bir yaşam biçimine dönüştüren tüketicilerin kriz döneminde sıkıntılarının katlanarak artmasından daha doğal bir şey olamazdı. Bu anlamda, önceki yıllarda yaşanan acı tecrübelerden de ders alarak, daha en başında almamız gereken bazı önlemler vardır:
- Geri ödemelerimizi gününde yapalım, geç ödeme ücretlerinden sakınalım,
- İhtiyacımız olandan fazla kredili alışveriş yapmayalım, kredi kartı limitimizi aşmamaya özen gösterelim, kredi kartını bir geçim aracı haline getirmeyelim,
- Kredi kartlarından mümkün olduğunca nakit çekmeyelim, kartı nakit edinme aracı olarak değil ödeme aracı olarak kullanalım,
- Şüpheli internet sitelerinden kredi kartımızla alışveriş yapmayalım,
Kredi kartı piyasası da krizden nasibini almış, borcunu ödeyemeyenlerin sayısı bu dönemde katlanarak artmaya devam etmiştir. Kredi çıkmazını bir nebze olsun açmak için Sicil Affı’nı yasalaştıran hükümet, kredi kartı krizini de hafifletme amacıyla kart borçlularına bir tasarı hazırlıyor. Fakat tüketicilerin yukarıda sayılan anlayışları benimsemeden kartlarını kullanmaya devam etmeleri malesef bu tasarının başarı verimini düşük tutacaktır.